arsen lupen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arsen lupen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2016 Cuma

İNGİLİZ KEMAL,SHERLOCK HOLMES VE ARSEN LUPEN’E KARŞI

İNGİLİZ KEMAL,SHERLOCK HOLMES VE ARSEN LUPEN’E KARŞI

Kitap okumayı bir yaşam tarzı olarak gören biri olarak kitabevi gezmeyi çok severim. Kitaplar ile haşır neşir olmak, kokularını içime çekmek benim için tarifsizdir. Son zamanlarda birçok kitabevi indirimli kitaplar köşeleri yaparak hem ellerindeki fazla stok’u eritip hem de okuyuculara ucuz kitap sunmaktadırlar.

Lise yıllarımda kitapların fiyatlarının yüksekliğinden yakınılır, ya ikinci el kitaba yönelinir ya da o sıralar yükselen eğilim olan korsan kitap alınırdı. Ancak bugün geldiğimiz noktada en pahalı kitap 30.00 TL ‘yi geçmemektedir ki bu fiyata sahip bir kitap külliyat niteliğindedir. Kitap fiyatlarının düşüşü aynı zamanda haksız kazanç olan korsan kitabı da bitirmiştir.

Diyeceksiniz ki başlığa göre konuyu nereye bağlayacaksın. Dedim ya kitap okumak benim için çok önemlidir diye, bu konuda interneti de detaylı takip ediyorum mecburen. Siyasi/polisiye kurgu bir roman yazımının da sonuna geldiğim şu günlerde sürekli polisiye romanları takip ediyorum. Büyük bir internet kitap portalında yaptığım polisiye roman taramasında, ismini sıkça duyduğum ancak bir türlü okuma fırsatı bulamadığım “İngiliz Kemal” ile karşılaştım. Madem bu roman serisini okuyacaktım, internette kısa bir araştırma yapmalıydım. Okuduklarım karşısında şok olmuştum. Meğerse böylesi bir değeri uzunca bir süredir göz ardı ettiğimin farkına vardım. Aslında toplum olarak göz ardı etmiştik İngiliz Kemal’i. Bizi bunu yaptıran yabancı hayranlığımız sebebi ile Arthur Conan Doyle (Sherlock Holmes), Maurice Leblanc (Arsen Lupen) ve Agatha Christie romanlarına yönelimimiz mi neden olmuştu acaba?  

Kimdi bu İngiliz Kemal?

Asıl ismi Ahmet Esat Tomruk.1887 İstanbul doğumlu. Sarışın ve mavi gözlü olduğundan ‘İngiliz Kemal’ lakabını aldı.

İlköğrenimi sonrasında Galatasaray Lisesine başladı. Parlak bir öğrenciydi. Fransızca'sını geliştirmiş, yurt dışından edindiği arkadaşları ile mektuplaşmaya başlamıştı. Yurt dışından mektup alması nerede ise başını derde sokuyordu. Hafiyeler tarafından tutuklanarak Yıldız Sarayı’na götürülmesi sonrasında esas durum ortaya çıkınca serbest bırakılmıştır.

1908 yılında İngiltere’ye gitmeye karar verir. Navy College’e kayıt olur. Bir taraftan da profesyonel olarak boks ile ilgilenmektedir. İngiltere de kaldığı süreçte tüm Avrupa ülkelerini gezerek yabancı dilini ana dil seviyesinde geliştirmiştir. Öyle ki şiveleri bile artık rahatça konuşabilmektedir. Artık onu bir Avrupalıdan ayırmak mümkün değildir.

1914 de İstanbul’a dönüp Teşkilat-ı Mahsusa’ya üye olur. Kara Kemal ve Dramalı Rıza Bey’lerden çetecilik dersleri alır. Cemal Paşa’nın yanında Sina-Kanal Cephesinde Lawrance’ın peşine düşer. Kutul amare de tutsak edilen İngiliz General Tawshend’in bulunduğu hapishaneye görevli olarak atılarak, bilgi almaya çalışır.

Mütareke yıllarında tekrardan İstanbul’a döner. İngilizlerin tutukladığı İttihatçıları kurtarmak için çalışır. Aynı zaman da İngiliz boksörler ile mücadele edip başarılar kazanmaktadır. Bu sırada İngiliz istihbaratı tarafından tutuklanarak ağır işkenceler görür. Bir kez kaçmaya çalışsa da yakalanıp Çanakkale de tekrardan hapse atılır. Son bir çaba ile başarılı bir firar girişiminde bulunarak Ankara’ya kaçmayı başarır.

Ahmet Esat Bey, Ankara da Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa ve Fevzi Paşa ile görüşür. İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Rumca bilmesinden kaynaklı olarak Genelkurmay İstihbarat Şubesinde göreve başlar.

İlk görev Mustafa Kemal Paşa’dan gelir. Yunan Karargahından istihbarat gerekiyordur. Ve “İngiliz Kemal” bu iş için görevlendirilir. Sahte pasaport ile Amerikalı gazeteci Henry Williy kimliğinde Rodos’a geçer. Oradan da asıl görev yeri İzmir'e gelir. Yunan subaylar ile kısa sürede dost olarak Yunan Karargahına girmeyi başarır. Bilgileri günü gününe Ankara’ya ulaştırmaya başlamıştır. Bu sırada Ethem ve arkadaşları Yunan'a sığınmışlardır ve İngiliz Kemal’i tanırlar. İngiliz Kemal yakalanarak sorguya alınır. Sorgularda asla Türkçe konuşmaz. Yargıçlar kimliği hakkında kuşkuya düşünce, Atina’ya göndermeye karar verirler. Burada da hapishane de yatar. Ancak kaçmayı bir defa daha kafasına koymuştur ve bunu da başarır. Bir Rum’un cüzdanını çalıp para temin eder, Fransız gemisi ile de İzmir'e geri döner.

Anadolu’ya geri döndüğünde yeni bir görev verilir kendisine. Batı Trakya da Yunan Ordusuna hizmet eden Ermeni General Antranik’in karargahına sızacaktır. Bu görevi de başarır, bilgiler Ankara’ya ulaşmıştır.


Yıl 1924. Savaş bitmiştir. İstanbul'a yerleşir. Tercümanlık yapmaya başlar.1932 yılına kadar Hafif Siklet Boks şampiyonluğunu kimseye bırakmaz. Derken 2. Dünya savaşı patlak verir. Türkiye Cumhuriyetinin istihbarat görevlisi olarak Balkanlara gider. Savaş bitiminde İstanbul'a geri döner. Bir süre Anadolu Ajansında çalışır. Hilton Oteli tercümanlığı ve turist rehberliği görevlerinde de bulunduktan sonra 1966 yılında vefat eder.

Ahmet Esat Tomruk,1924 yılında “İşgal ve Mücadele Senelerinde Bir İstanbul Gencinin Yaptıkları” isimli bir kitap çıkarmıştır. Öğretmen Yüzbaşı Zekeriya Türkmen “İngiliz Kemal – Milli Mücadele Hatıraları” isimli bir kitap yazarak İngiliz Kemal’in yaptıklarını kitaplaştırmıştır.

Ali Kemal Meram da Ahmet Esat Tomruk’un aktardığı hatıralarını kitap serisi yaparak yazıya dökmüştür.

İşte yazımın başından beri bahsettiğim İngiliz Kemal’in gerçek yaşam öyküsü. Her bir roman, fırtınalı ve ölüm ile burun buruna yaşadığı hayatıdır. Gerçeğin ta kendisidir Milli Mücadele Kahramanı İngiliz Kemal.

Şimdi siz karar verin hayal ürünü ve bize ait olmayan Sherlock ile Arsen mi yoksa İngiliz Kemal mi?

Son sözüm de kitabevlerine; indirimli olarak mağazalarınızın girişlerin de sergilediğiniz “Sherlock Holmes” romanlarının yanında “İngiliz Kemal” romanlarını da görsek fena olmaz mı?

Ha! bir de “Cingöz Recai” var ki o da başka bir yazının konusu…

ESER ÖZÇARKÇI
STOCKHOLM SYNDROME